Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Masa üzerine güzellemeler :)

Ah masanın başına gelenler...sen misin insanın yükünü taşımaya kalkan...

belirsizliğe giriş- 1

Renkli yollardan geldim Kapılar yan yana, dizi diziydi yolun kenarında. Hep merak ettim. Bir kere de giriversem ya içeri. Baksam içeride kimlerin izleri. C.
"Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir." George Orwell

Zaman kayması

Yetişmek Nefes nefese koş Nefesin tükense de koş Kalbin göğüs kafesinden Çıkmak istese de koş Çünki eğer durursan, Zaman yakalar seni; Ham yapar Koca ağzında, Çiğner çiğner, Dışarı tükürür. Bir de bakarsın ki, Herkes koşmuş, Sen arkada kalmışsın. Yetişmeye çalışırsın; Nafile..! Motor mu taktınız arkadaş? Modern zamanların cevabı: Hangi çağda yaşıyoruz sanıyorsun a safım? Hızlı zamanlar bunlar. Dinlenmeye bile vakit yok; Yorgunluğu hissetmeye, Vakit olacak mı sandın? C.

O

Bölüm 1: Unutulmuşlar Ülkesi’ne Giriş “Son yıllarda hep aynı ülkedeyim. Bir süre daha da burada kalacağa benziyorum. Henüz işim bitmedi. Umudun olduğu hiç bir yerde işim bitmiş sayılmaz. Umut virüs gibidir. Bir süre hiç yokmuş gibi numara yapar, tam en zayıf anda patlak verir ve hızla yayılır. Bense sürprizleri sevmem. Boşuna ‘Tırpan’ olarak anılmıyorum. İsmimi hak etmeliyim. O yüzden işimi sağlama alırım her zaman. Buraya gönderilme nedenim de bu. Henüz orta yaşlarda, orta deneyimliyim; ama hırslıyım. Bu ülkede işimi bitirdiğim zaman en yaşlılarımız bile şaşıp kalacaklar. Belki bir terfi bile alırım. Hızla büyüyeceğim. Her ülkede bizden bir kaç kişi var, ama sadece en yetenekliler aradan sıyrılabilir. Bazılarının hatası aceleci olmak. Yavaş olacaksın. Yürüdüğünü kimse anlamayacak. Örneğin, insanlar beni görür, ama sonra hemen unuturlar. Akılda kalmak iyi değildir. Akılda kalırsan hatırlanırsın. Hatırlanırsan izini bulurlar. İzini bulurlarsa seni yok edebili...

İlk sihirli aynanın hikayesi

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, az gittik uz gittik; dere tepe düz gittik. Bir de baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz... Vara vara da mevcut bütün varlıkların özlerinin dört elementin birinden oluştuğu bir diyara varmışız. Bu diyarın doğası gereği, herhangi bir anda dört elementten ancak birinin karakterine sahip olabilen varlıklar birbirinden çekinir, birbirlerine saygıyla karışık bir sevgi beslermiş. Özü ateş olan çok olsa her yer yanar, su olan çok olsa her yer boğulur, toprak olan çok olsa her yer boz olur, hava olan çok olsa her yeri fırtınalar götürürmüş. O yüzden bu diyarda herkes hem kendi içinde, hem de birbirleri arasında dengede kalmaya uğraşır dururmuş. Bu da çok yorucu bir işmiş hani. Günlerden bir gün, zamanlardan bir zaman, ateş halkından kudretlice bir hanım, su halkından çağıl çağıl bir erkeğe gönül vermiş. Hanımın annesi, pamuk gibi bembeyaz ...

Tanrı'nın dağına yolculuk

C.